28 Nisan 2014 Pazartesi

Yeniden merhaba Gecen yazimda çalışan bayanlarin haftasonlari için yapabilecekleri onerilerilerden biraz bahsetmiştim. Şimdi de gorsellerle anlatmak istedim. Bunlar benim kişisel paylasimlarimdir. Bir uzman görüşüne dayanmamaktadir hemen belirteyim. Aslinda Gida Mühendisi olan küçük abime de sorabilirim özellikle de konserve sutlac işini. Benim gibi küçük bebeginiz varsa haftasonlari çok önemli bir zaman dilimi olmaktadir. Bebisimin yemesi için iki çeşit poğaça yaptim. Tarifini önceden internetten aldigim tarifleri bebis için uyarladim. Icine iki yumurta, yogurt,tereyagi, sıvıyağ, bugday unu( biraz) katip hamuru yogurdum. Ben içine mahlepte kattim. Birazi içli birazi sade.. Ev yoğurdu siddetle tavsiye ederim. Hicbir zorluğu yok aksine çok kolay. Hafid sicak sute iki kasik yoğurdu karistirin. Guveciniz varsa harika olur. Hem siz yersiniz hemde bebeginiz. Sutlac işini de iyi kivirdim artik. Az şeker katip küçük mama kavanozlarina sicakken doldurup agzini dikica kaoattim. Bu sayede konserve gibi oluyor. Aşağı yukari bir hafta bozulmadan bebeğe yedirebilirsiniz. Kalanini da biz yedik tabi:) Bunlar dışında yeşilmercimek kaynattim buzluga attım. Kemik kaynattim. Onlarin resimlerini de atarim. Sevgilerimle...

27 Nisan 2014 Pazar

Öğretmenliğe Devam

Uzun bir aradan sonra yine klavyemin başındayım. Yazmak istediğim okadar çok şey var ki hangisinden başlayayım bilemiyorum. evimde internet bağlantısı olmaması ne kadar zormuş okula başlayınca bir kez daha anladım. Normalde Eylül ayına kadar Ali'mle vakit geçirmeyi planlarken ani bir kararla eğitim hayatına geri döndüm. Ne yalan söyleyeyim özlemiş olsamda ilk haftadan çok yoruldum. Sabah kalkmak çok zor geldi. Oğluma bir bakıcı bulmak çok önemli idi. Daha önceden ailecek tanıdığımız güvenilir bir abla vardı. Önümüzdeki yıl için görüşmüştük. Sağolsun bizi kırmadı hemen başladı. Okula başlamadan bir hafta önce oğlumun alışması için erken başladık. Gerçekten bu çok iyi bir karar oldu bizim için. Hem annelik hem öğretmenlik ne kadar zormuş esasen. Okulda koştur eve gel hiç durma evde koştur daha ilk haftadan isyan bayraklarını aldım elime:) Baktım bu böyle gitmez bu hafta kendimce bir sürü karar aldım. Fikir oldun diye buradan da paylaşayım istedim. Talipçilerim şimdilik sıfıra yakın olsada artmayacağı ve benim durumumdaki bir kişinin bununla ilgilenmemesi ne malum:) Tatiller artık sadece gezme günleri değil yemek stok günleri de olmalı Evde yapilması gereken en ufak bir dağınıklık ertesi güne bırakılmamalı Bebişin uyuduğu zaman dilimi altın zamanlar olmalı en acil işler bu zaman diliminde halledilmeli Cumartesi (tatilseniz genel temizliği bu güne ayırabilirsiniz)erken kalkmalı pazar uyumalı Yemeklik sebzeleri(ıspanak,semizotu gibi)yıkayıp tupper kaplara koyup öyle dolaba koymalı Bebek için hafta sonundan kek poğaça gibi yiyecekleri hazır etmeli Bebek için bazı besinleri pişirip kaynarken küçük mama kavanozlarına koyup dolaba atmalı(ben az şekerli sütlaç yapıp koyuyorum) Herşeyi kendim yapayım diye kendini paralamamalı bazı şeyleri de sevgili eşlere bırakmalı Sanırım en son madde en önemli madde idi:) Hayatımız böyle koşturma içinde yitip gidiyor. Buna fırsat vermemeliyiz. Kendi rahatımızı bozmamak adına eş dosta zaman ayırmıyoruz. Buna dikkat etmeliyiz aslında bu zaman dilimi bizler için büyük motivasyon kaynağı. Bu güzel anlar hafta boyunca bize moralle birlikte güçte vermekte. Bunu da çalışınca daha iyi anladım. Kitap hayatımızın mihenk taşı olmalı. Mutlaka ona da ayıracak zamanı bulmalıyız. Ben bu hafta telefonuma kitap yukledim. Ali'yi uyuturken okumaya çalıştım. İyi de oldu şaka gibi iki de kitap bitirdim. Özetle insan ne kadar yoğunsa o kadar verimli oluyormuş. Çalışmazken yapamadığım birçok şeyi çalışırken yapabilmiş oldum. Allah'ım utandırmasın. Hem evimde hemde işimde başarılar nasip etsin. Hepimize...

26 Aralık 2013 Perşembe

Bitmeyen Ödevler

      Öğretmenliğime ara verdiğim bu dönemde görevde olan güzel öğretmenlerimizi gözlemleme fırsatı buldum. Görüştüğüm tüm anneler aynı dertten mustaripti o da fazla gelen ödevler. Hafta içi çocuklar oyun oynayamıyor, dinlenemiyor aileleriyle vakit geçiremiyorlar.
      Öğretmenlik yaptığım dönemde bende ödev veriyordum belki de benim öğrencilerimde aynı sıkıntıyı yaşıyorlardı. Bu sorunu nasıl çözmeliyiz?
      Ben öncelikle öğretmenlere her öğrencinin çalışma hızını, aile ortamını tanımaya davet ediyorum. Bu dinamiklere dikkat ederek en yüksek çalışma hızına sahip olan öğrenci ile en düşük çalışma hızına sahip olan öğrencinin ortalamasına göre ödev verilmeli. Ödevler derste yetiştiremediklerimizi tamamlayıcı nitelikte değil tekrar niteliğinde olmalı. Ailelerde çocuk ödev yapmaya alışana kadar onunla beraber derse oturmalı. Zorlandığı zaman yardımcı olmalı. Beraber yapması gereken ödevlerinin dışındaki çalışmaları kendi yapmasına fırsat vermeli. Bu çalışma en fazla bir saat sürmeli. Her gün test çözmeye hepsinden önemlisi kitap okumaya gayret etmeli.
       Bazı annelerle konuştuğumda test çözmenin kitap okumadan daha önemli görüldüğü kanısına vardım. Bu da başlı başına bir sorun bu konuya da başka bir yazımda değineceğim. Fakat şimdi kısaca söylemek gerekirse yanlış ve az kitap okuyan çocuklar testlerde de başarılı olamaz.
      Bazı anneleri şimdiden duyar gibiyim bir saatte bitiremezse ne yapacağız? Eğer bir saatinizi onun ders çalışması için ayırdıysanız ve başka bir şeye dikkatini vermeye engel oluyorsanız; bunlara rağmen tamamlayamıyorsa hemen öğretmeniyle görüşünüz. Bu sorun üç ayaklı bir sorundur. Fakat çocuğu bir odaya tıkıp hadi dersine çalış deyip yalnız bırakırsanız başka şeylerle uğraşıp çalışamaz ve ödevini yetiştiremez.
       Sevgili anneler şunu bilin ki çocuğunuzun sorumluluğu öncelikle sizin üzerinizdedir. Bir sınıfta en az otuz öğrenci olduğunu düşünürseniz öğretmenlere de hak verebilirsiniz.
        Son olarak öğretmenliğimin ilk yıllarında bir öğrencilerime yazdığım bir mektup öğretmenler gününde elime geçti. Çok duygulandım. Sizinle paylaşmak istedim. Sevgilerimle...+

25 Aralık 2013 Çarşamba

Mükemmel Annelik




        Her anne mükemmel anne idealiyle çocuğuna bakmak ister. Herşeyin en iyisi en güzeli çocuğumuzda olsun diye çabalayıp dururuz. Bu hiç bitmez tükenmez bir uğraştır.  Bu uğurda hem kendimizi hem de çocuğumuzu yıpratmış oluruz. Tabi etrafımızda bizi firenlemeye çalışan sevdiklerimizi kırmaktan hiç bahsetmiyorum bile.
       Bunları yazarken bu noktada sınırı geçmiş bir kişi olarak yazıyorum Heleki yavrunuz ilk çocuğunuzsa ve benim gibi çok istemişseniz vay halinize.Tabi ne kadar uğraşırsak uğraşalım en sonunda bir duvara tosluyoruz. Ben Ali ilk hastalandığı zaman gerçekten yıkılmıştım. Bu kadar temizliğe dikkat ettiğim halde, odasını havalandırıp vitaminli yiyecekler hazırladığım halde, hatta hasta olan herkesten(kendimde dahil)onu uzak tuttuğum halde nasıl hasta olur polemiğini yaşadım. Sanki çocuk hasta olmadan buyuyecekmiş gibi.
        Ali hastalığı bir ayda zar zor atlattı. Bu arada bir sürü hastalık geçirdi. Ben asla yapmam dediğim herşeyi yaptım.
       Bu yaşadıklarımdan aldığım en buyuk derste Tevekkül oldu. Bir şekilde bağışıklık kazanacak ve sıkıntılar yaşayacaktı. Benim kendimi paralamam hiç bir şekilde sorunları çözmedi. Aksine yeni moda olan Tükenmişlik Sendromunu yaşadım. Ben ne yaparsam yapayım yaşanacakları değiştiremem en doğrusu elimden geleni yapıp sonrasını Allah a bırakmaktı.
        Ben Derdi verene el açtıkça rahatladım, ferahladım ve yavrum bu hastalıkları yaşadı, geçmesi gereken süre daha az sitresle geçti.
        Beni rahatlatan ve sıkıntılarımı atmama çok yardımcı olan; gerçekten faydalandığım sitelerden bahsetmek isterim. Bunlardan birisi @ HASSAS ANNE. Bu siteyi facebook ta takip ediyorum çünkü hiçbir paylaşımını kaçırmak istemiyorum. Gerçekten site sahibi Ece hanım çok özverilişiddetle tavsiye ediyorum. Bir diğeri de Kadınlar Kulübündeki arkadaşların yine facebook veriyonu. Sonuncusu bakmadan geçmediğim Şubat Mart anneleri Grubu. Hepsine ve üyelerine bana annelik serüvenimde destek oldukları için çok teşekkür ederim.

29 Kasım 2013 Cuma

Merhaba

     Adım Nurcan Güneş Demirtaş. Altı yıllık evliyim. Sekiz yıllık öğretmenim. Bu blogu canım oğlum doğduktan sonra kurmaya karar verdim. 
     Ben anne olarak çok acemiyken o bebek olarak çok tecrübeliydi. Eğitim ve çocuk gelişimi ile ilgili bilgi ve çalışmalarımı anneliğimle birleştirmeye çalıştım. Bu serüvenimde yaşadığım güzellikleri paylaşmak istedim. Yaşam paylaştıkça güzelleşmekte bunu da anneliğin çok büyük bir paylaşım olmasıyla tam bir doruğa ulaştı.   
      Umarım güzel etkileşimlerle bilgilerimizi aktarır, bilemediklerimizi görür, yanlış bildiklerimizi düzeltiriz. sevgi ve selamlarımla....